20 Aralık 2011 Salı

Kayıp Mektuplar (2)



Ey ruhum;

Ana rahmine tutunmaya çalıştığın gibi, şimdilerde Dünya'nın rahmine tutunmaya çalışıyorsun.

Etrafında insanlar var: onlarca, yüzlerce, binlerce hatta milyonlarca...

Sana nasıl yaşayacağını anlatacaklar, yeri gelecek baskı yapacaklar. Sana büyü, en iyi okulu bitir dedikleri gibi, varlıklı bir koca bul, evlen, çocuk doğur diyecekler. Bunlar kötü mü? Tartışılır. Zaten sonuç fark etmez. Mühim nokta hayatın ile ilgili kararları kendinin alıp almadığı. İçindeki 'sen'i merak edip, görmek istiyorsan öncelikle hayatın ile ilgili kararları kendin almalısın!

Çoğunluk gibi hareket etmediğinde dışlanacaksın, hatta sindirilmeye çalışılacaksın. Sana akıl vermeye kalkanlar olacak ve kendi doğruları üzerinde düşünmemiş nice insan o doğruları sana aktarmaya çalışacak. Farklılıktan korkacaklar. Kötü kız olacaksın belki, belki delinin teki diyecekler belki de hızlarını alamayanlar orospu diye yaftalayacaklar seni. Unutma önce kişiliğine saldırıp, itibarsızlaştırmaya çalışacaklar seni ki kendinden vazgeçebilesin! Sense meselenin daha farklı olmak değil daha doğal yaşayabilmek olduğunu aklından çıkarmayarak, kulaklarını tıkamayı bilmelisin! Yoksa her daim başkalarının biçtiği hayatını üzerine geçirirsin.

Canın acıyacak yer yer. Öyle anların olacak ki bir çığ gibi önüne çıkanı devirir olmayı dileyeceksin. Kulaklarına yaklaşan dudaklar sana "içinde tutma sakın bunları. Cezasını vermelisin." diyecekler. "Ben ne yaptım da böyle oldu?" sorusunu kendine sorup, kendini sorgulamanı çoğu insan telkin etmeyecek sana. Oysa içinin ağlarına önce kendi kusurların takılmalı! Ayrıca şunu unutmamalısın ki şayet kınadığın davranışları, sırf canın acıdığı için uygulamaya kalkarsan aynı pisliğe sende bulanacaksın.

İntikam naraları atacak bazıları. Ezbere öfkelenmiş nice insan göreceksin ve tıpkı o insanlar gibi davranman istenecek senden. Sözlerini kor bir mermi yapıp, vurduğun her yanı delmeni, düştüğün her yeri yakmanı bekleyecekler senden. Kimileri 'güçlü olmayı' bu şekilde tanımlayacak. Belki öyle şeyler yaşayacaksın ki senin içinde de bu duygu ayyuka çıkacak. Lakin senin ihtiyacın olan şey bu değil: ihtiyacın olan yaşadığın her kötü şeyi içinde sindirip, yola devam edebilme yetisi! Unutma, intikam, öfke, kin gibi duygular büyük bir külfettir ruha.

"Saygı duy!" diyecekler sana. Evet saygı duymalısın. Sadece insanlara değil, yaşayan her canlıya saygı duymasını öğrenmelisin. Sözde olmamalı saygı duyuşların, öz olmalı. Cinsel tercihi, inancı, ırkı, dili her ne olursa olsun karşında ki insanı olduğu gibi kabul edebilmelisin. Şunu unutma sen Rab değilsin! İnsanları yargılayıp, cezalar kesmek de senin işin değil! Ve sen gerçekten saygı duyup duymadığını, kendinden farklı olanı ötekileştirdiğin ölçüde anlayacaksın.

"Kendini düşün, bu kadar duyarlı olma, boşver." diyen insanlar çıkacak karşına. Tüm bunlar zırvalık! İşte sen bunları boşver, bunlara karşı duyarlı olma! Şayet sadece kendini düşünüp, her şeyi, herkesi boş verecek olursan kendine bencilliği aşılamış olursun ve her aşının yaptığı gibi bağışıklık sistemini buna aşina edersin. Bir süre sonra normal gelir sana bencillik, nice insan ezersin kendi çıkarların uğruna. Ezdiğin insan sayısı kadar kendini beğenmiş, o kadar küstah ve bu durumdan vazgeçmediğin sürece bir o kadar da adi biri olarak kalırsın!

Kalp kırmaktan, sudan kaçan fareler kaç, kaçın! Unutma bir kalbi kırdığın zaman, kırıkları toplamak her daim kalbi kırılan kişiye kalır ve bir kalbin acısı beden acısına hiç benzemez. Bazı sancılar, günlerce, aylarca hatta yıllarca ağır bir yük gibi sinede taşınır. İşte bu yüzden bir kalbi kırmaktan kaçın!

Özgürlüğün en kıymetli hazinen olmalı. Kimsenin sana prangalar bağlamasına izin vermemelisin. Yalnız şunu da unutmamalısın özgürlük, bir başkasının sınırına dayandığı anda biter. Özgürlük adı altında, diğer canlılarının sınırlarına tecavüz ettiğin müddetçe en aşağılık varlıklardan biri olacaksın!

Sen!

Bedeninden daha ziyade beyninin cenabet olmasından korkmalısın. Beden suyla arınsa da, beyne su işlemeyeceğini hep aklında bulundurmalısın!

Ve yine sen!

Tüm bunları uyguladığında gerçekten bir insan olmayacaksın! Gerçekten insan olmaya karar verdiğinde kendini bunları uygular halde bulacaksın...

15 yorum:

koyusiyah dedi ki...

bir manifesto gibi.. paraf atabiliyor muyum?

rakamzen dedi ki...

keşke herkes bu düşünceleri anlayabilse... ama bazen ne yaparsan yap, insanoğlu anlayamıyor, anlamak istemiyor ya da işine gelmiyor...

yakın bir dostumun da dediği gibi:
"Kötü yola düşmüş tüm masum hisler ve kırk tas suyla temizlenmez aklın içi..." (kulakları çınlasın, http://katrankara.blogspot.com/2010/06/krkikindi.html)

beenmaya dedi ki...

vay be diyorum. silkeleyen bir yazı olmuş bu.

ve özellikle de kendimle uzlaşmalar yaşadığım bu dönemde en çok takıldığım cümle;

"Oysa içinin ağlarına önce kendi kusurların takılmalı! Ayrıca şunu unutmamalısın ki şayet kınadığın davranışları, sırf canın acıdığı için uygulamaya kalkarsan aynı pisliğe sende bulanacaksın"

infantulus dedi ki...

ana rahmine tutunan
dünyanın rahmine
"everest ile k9 zirveleri
arasına gerilmiş ipte
gözü kapalı şarhoş canbazın
ustalığında ve rahatlığında
korkusuzca
endişelerden uzak"
turunur,
dünyanın rahminden kurtulmak
ikinci doğumdur
zor olan

infantulus dedi ki...

"Sana nasıl yaşayacağını anlatacaklar..."
tıpkı
-Sözde olmamalı saygı duyuşların, öz olmalı
-İşte bu yüzden bir kalbi kırmaktan kaçın!
-Özgürlüğün en kıymetli hazinen olmalı.
-Bedeninden daha ziyade beyninin cenabet olmasından korkmalısın

neyse
nasılsa
dilediğince
dilemediğince
olduğu gibi
pattanadak yada
ister içine et
ister göklere çıkar
yaşamını
dilersen kır,yak,yıprat
bazen
dilemesende kır,yak,yıprat
veya tersi
kırıl,yan,yıpran
neyse
o şekilde
dilediğince
dilemediğince
özgürlükse
bunu sağlayacak
sen,
prangalayan yine,
yine sen
...
gerçek bir insan
için
gerçek
bir
ve
insan
gerekli,
insan olmak zorunda değilsin
gerçekte
bir iki beden büyük gelebilir
yada sonsuzda sıfır gibi
,
herneyse...

sen bilirsin
eminim
bilirsin
bilmediğin yerlerde
yine bilirsin

infantulus dedi ki...

en çok
bir kalbi kırma
çabasında
bulursun
kendini,
bilirsin
kırılacak bir kalp vardır
bilirsin en az bir kalp vardır
senin kalbinin dışında
kalbin kırılma sesi çeker
o kırmanın acısı
o kırmanın hüznü
kimbilir gözyaşı bile dökersin
en çok da bir kalbi kırmalısın
geride kalbinin
kalıp kalmadığını anlamak için
,
kim bilir kalbini acıttığın
o acı ile sana bağlanacak
kim bilir bi boşvermişlik duysa
seni o kırıcılığın sıcaklığını önemsemese
bu da acı be...
...
kalp kırmak için
o kalbe dokunmak gerek
kırdıktan sonra toparlanmaz denir
hiç denemediler
yada yüzeylemesine bahsediyorlar,
kırıldıkça
tıpkı mikrobu alan bünyenin hastalıkla savaşması gibi
kırıldıkça efsunlu olur
sağlık bulur
...
evde denemeyiniz
...

oz dedi ki...

Gazan mübarek olsun...

K.C.S. dedi ki...

koyusiyah/ Haklısın manifestoyu andırıyor.Paraf atmak istersen buyur (:

Rakamzen/ Ara ara ziyaret ediyorum yakın dostunun blogunu (:

beenmaya/ Teşekkür ederim

İnfantulus/ "Sana nasıl yaşayacağını anlatacaklar..." cümlemden sonra nasıl yaşayacağma dair kurduğum cümleleri almış ve bende anlatıyormuşum gibi yazmışsın. Bak ufak bir ayrıntı var. Ben başkasına nasıl yaşaması gerektiğini değil, kendime nasıl yaşayacağmı anlatıyorum burada.

Gelelim kalp kırma mevzusuna. "kırıldıkça tıpkı mikrobu alan bünyenin hastalıkla savaşması gibi
kırıldıkça efsunlu olur
sağlık bulur" demişsin. Her kalp kırılmasında bir şeyler öğrenir insan elbet fakat bazı yaralar sinede yıllarca taşınır. Yunus Emre derki; "Kalp kırdıysan Hakk'a eylediğin secde değildir!"

Kalp bir cam değil hadi kıralım yenisini alırız diyelim.

ÖZ/ Hoba (:

aysema dedi ki...

Gerçekten insan olmaya çalışmak hem zor hem de çok kolay.
İnsanca yaşayacağımız nice yıllara...

K.C.S. dedi ki...

Aysema/ Dileğine eşlik ediyor yüreğim benimde.

Sevgiler.

infantulus dedi ki...

eyvallah

didem dedi ki...

Hayat bir kurallar silsilesi...

K.C.S. dedi ki...

Didem/ Nizami yürüyor bir çok şey haklısın.

SırfŞiirselYorum dedi ki...

İnsan olmanın yolu, varoluşun özüne yolculuktur... İnsan düşmüş :)

K.C.S. dedi ki...

Sırfşiirselyorum/ Özü kavrayabilmek mesele haklısın.